Kategorisi: SEYAHAT ANILARIM
19/08 2011

CHIOS / SAKIZ ADASI GEZİSİ

Ağustos 2011 CHIOS / SAKIZ  ADASI GEZİSİ

Türkiyeye çok yakın Yunan adalarını hayli merak ediyorum. Rodos, Girit, Mykonos, Kos ve Santorini’yi  birkaç kere gördük. Şimdi hedefim Midilli, Sakız, Simi , Samos daha sonra onların arkasındaki adalar Leros, Patmos ve diğerleri..

Sakız adası için kısmet bugüneymiş.. Çeşme’de 2 gece Pasifik otelde kaldık. Türkiye’de tatil tam bir soygun fırsatı. Oteller, restoranlar ateş pahası, bir de o müzik.. Tanrım o müzik..! Tarkan ve Serdar Ortaç cıstak cıstak.. “Yar o şelale saçlara zırta pırta kaşlara, sürsem o dudaklara zart zart zart zart..”  İnanılır gibi değil. Kesilmeden, durmadan, nefes almadan, İnsan resmen deliriyor, farkında değil..

Sakızda tam istediğim müziği buldum cırcır böceklerinin sıcakta çıkarttıkları o ses.. Dalga sesi ve bir tek o ses .. Çocukluğumun sesi.. Bakir koylar, sizden başka kimse yok.. 40 sene öncesinin Didim’i sanki.. Enfesti..

Çeşme’den Sakız’a tam 3 feribot kalkıyor. Ege Birlik, Ertürk ve Yunanlıların işlettiği St. Nicolas .

Gidiş dönüş 20 – 25 Euro arasında, Türklerden Yunan vizesi isteniyor.

15 Ağustos Pazartesi günü akşam ( Pazartesi günleri sabah sefer yok ) Sakız adasına yola çıkmak üzereyiz. Gemimiz çeşme – Sakız seferi yapan tek Yunan gemisi St. Nicolas. Bize bilet satıp adadaki bütün organizasyonları başarı ile yapan Atlas Turizm A.Ş’nin patronu Bahadır Çimen “ Bu hattın en deneyimli ve hızlı gemisi” diye ‘Balıkçı Motoru’  irisi tekneyi bize önerdi.

Sevgi motoru görünce içine batacağından kesin emin bir tavırla bindi.. Gözlerinde ‘ Vedalaşan’ bir hava var. Ama alt tarafı 45 dakikalık bir yolculuk ve bir ‘ilk’ olduğu için tedirgin.

Teknenin arka kısmında 6 tane tahta bank var. 90derece birbirine dik olarak çakılmış ve kırmızıya boyalı. Çeşitli kıç genişliklerine göre özenle dizayn edilmiş. Dar olanlara dar kıçlı gençler ve çocuklar oturuyor. Bizim kıçımızın oraya sığması imkansız. Çok özensiz bir uluslar arası yolculuğa çıkmak üzereyiz.

Sevgi tam karşımızda oturan 4 çocuğa kızdı.. Tarkan falan da söylemiyorlardı ama birden “ Şşşştt.. Kafa bu kafa..” dedi, bu arada eliyle kafasını gösterse çocuklar bari Türkçe karşılığını öğrenir.

Bu arada küçücük motora 3 otomobil yüklediler. Nasıl sığdı bunlar anlamak mümkün değil.

Bu 3 çocuk gerçekten korkunç.. Çok sevimli olmalarına rağmen tahammül etmek için Peygamber sabrı gerek . Teknedeki herkes onlara gülümseyerek bakıyor. Sevgi pek işkence taraflısı değildir ama gözlerinde o tür bir kararlılığı okumak mümkün. Önümüzden geçen çocuklardan bir Sevginin ayağını ezdi. Çok sinirliyiz.. Neyse ki motor hareket etti.

Tam 45 dakikada Sakız adasına vardık. Motorumuz Gümrüklü sahaya yanaştı, bütün Yunanlılar ellerindeki plastik kaplı kimliği gösterip kontrol edilmeden giriyorlar. Sıra bize gelince o hız birden kesildi, tek tek bilgisayara girildi ve sıra kilitlenerek  durdu.. Arkamdakilerde hiç sıkılma, sinirlenme emaresi yok. Herkes sabırla, gülerek bekledi, kontrollar tamam, dışarı çıktık..

Geminin yanaştığı liman bir ‘U’ şeklinde, biz ‘U’ nun bir ucundayız, otelimiz Chios Chandris adanın en yıldızlı oteli tam diğer ucunda. Tavernaların önünden yürüye yürüye tam 20 dakikada otelimize vardık. Çok güzel, geniş odaları olan bir otel. Duşumuzu alıp yemek için çıktık, ve DELFINYA restoranda Yannis bizi karşıladı, Uzo ve Greek Salat ile Sakız adasının ilk yemeğini yedik. Yannis uyanık, müşterileri genellikle Türk, adını her nasılsa Çeşme limanında çıkışta ücretsiz dağıtılan bir Rehber’e yazdırmış. Menüsünde olup ta restoranında olmayan şeyleri “ Bu gün annem zeytinyağlı dolma yapmadı..” falan gibi savuşturuyor. Servis yapan iri kadın eşi olmalı, bir seferde tek elle tepsisinde 4 bira 3 büyük su şişesi, 6 bardak, 3- 4 tabak yemek falan rahatlıkla gülümseyerek taşıyabiliyor. Yannisin kendisi tam tersi sıska gözleriyle sürekli cin gibi masaları izliyor..

Yemekten sonra otelimize döndük, sabah 8.00 de kalkıp kahvaltıya ve Rent a car servisi sahibi Manolis’i  aradık, daha önce ayırttığımız arabamızı getirdi, günlüğü 55 Euro + yakıtı size ait.

Manolis beyaz bir Citroen C3 ile geldi, arabamızı teslim aldık, ve yola koyulduk. Şehrin çıkışı, havaalanı derken daracık, yemyeşil ,tertemiz yol bizi ilk durağımız Armolia’ya getirdi. Armolia seramik üretimi yapılan bir köy. Kızımız Işıl seramikle ilgili olduğu için hemen burada durduk ve yapılanları inceledik, bir de balık şeklinde mumluk satın aldık. Fotoğraflar çektik..

sakız ağacı

Armolia da Seramik Dükkanları

Daha sonra Pirgi, oradan da Mesta ya geldik. Mesta limanında sabah kahvesi içildi ve sessizlikte deniz dalga sesleri, cırcır böcekleri orkestrası dinlendi. Mesta Limanından geri dönüp Kato Fana koyuna toprak bir yolla indik. İki tane karavan orada park etmişler, sahipleri bir botla uzaklaşıyorlardı. Denize girdik, çocukluğumu, Didim’in o sessiz bakir günlerini tekrar yaşadım adeta..

Oradan Olimpi ye , öğle yemeği için de Lithi’ye gittik. Öğle yemeğinde saf zeytinyağında kızarmış küçük balıklar, Greek salat, ve Mithos bira içtik. Sevginin çok arzu ederek yemek istediği “Mangalda kahverengimsi ahtapot” görünüm itibarı ile hiç hoş değildi.. Sanki Bigi bir kabahat yapmış, birisi tabağa yerleştirip “ Gördünüz mü bak sizin köpek halıma ne yapmış” diye önümüze koymuş gibiydi.  

Lithi’den Anavatos’a geçtik. Çeşme limanında dağıtılan rehberde aynen şu ibare vardı “ Sakızın mutlaka görülmesi gereken yerlerinin başında yer almaktadır”

Adadaki Türk hakimiyeti döneminde isyan eden Yunanlıların teslim olmamak için sığındıkları ve sıkıştıklarında kendilerini uçurumdan aşağı attıkları bir köy.. Ben böyle bir yer görmedim.. İnanın görmedim.. Yüzlerce basamak çıkıp, nefes nefese kalıp hiçbir şey görmez mi insan?.. O tonozlar uyduruk limon kasaları ile desteklenmiş, her an üzerinize yıkılabilir. Tepeye kadar çıkıp akciğerim dişlerimin arasında aşağı geri indim. Sevgi “ Nasıldı?..” diye sordu ancak “ Khhhhh..” diye cevap verebildim, anladı..

Anavatos’tan doğru merkeze, yani Sakız’a geri döndük, oradan kuzeye doğru yöneldik Pantouklos limanına inip birer kahve içtik, oradan meşhur Langada köyüne gittik. Sakız’da kalan Türklerin çoğu bu limanı biliyor ve akşam yemeğine buraya gidiyorlar. Gazetede okudum, burada Passas’ın yeri meşhur, “ Deli gibi yiyor, içiyor ve 20 euro hesap ödüyorsunuz” diye yazmış gazete.. Bir daha gidersem bir akşam yemeğini buraya ayıracağım..( Bu arada Sakız- Lagada taksi 25 euro civarında tutuyormuş )

Mini turumuz bitti, otelimize dönüp Manolis’i aradım, gelip arabasını teslim aldı, akşam yemeğini tekrar Delfinya’da yedik. Tavuk şiş, Antrikot, Greek salat, Soda, kahve, uzo tam 34 Euro ödedik . Fazla sayılmaz..

Ertesi sabah 08.30 da motorumuz hareket etti, Türkiye’ye döndük.. “ Ben o şelale saçlara, Ay o hilal kaşlara, sürsem o dudaklara..öp öpöpöpöppp, hıng hıng castıkı cas cas..” tekrar başladı o kabus.. Tatilin gürültü çekmek olduğunu  kim söyledi ki?.. O 5 yıldızlı otellerin havuz başları tam bir felaket.. Dinlenmek için geldiğiniz otellerde o gürültüden o cıstak müzikten farkında olmadan ne kadar yorulduğunuzu anlatamam size..  Bir şey almaya şezlongunuzdan kalktığınızda animatör pezevenk  “hört”  diye belinizden sizi havuza iter, bir gürültü bombardımanıdır ki akıp gider, o yüzden artık o tip tesislere gitmiyorum. Hedefim hep sakin bakir koylar olacak.. Bekleyin bizi Yunan adaları sizi tek tek keşfedeceğiz..

 

KULLANICI YORUMLARI

Yorum bırakmak istiyorsanız ekanı aşağıya kaydırarak Yorum Form'una ulaşabilirsiniz.

  1. NEŞE SÖZMEN
    19/08 2011

    Çok teşekkürler,sakız hakkında çok güzel fikirler aldım sizden..2012 Eylül için şimdiden program yapmaya başladım ama biz bir hafta kalacağız,her kasabayı gezmek istiyoruz.Bu yıl haziranda Midilli ye gittik,yine bir hafta kaldık şahane bir yer çok memnun kaldık.Ben bir gezi sitesinde yazılar yazıyorum size “Midilli “yazılarımdan birinci bölümün linkini gönderiyorum,beğeneceğinizi umarak,tekrar teşekkürler ediyorum.
    http://binrota.com/PageDetail.aspx?PageID=31840

  2. NEŞE SÖZMEN
    19/08 2011

    Geçen Eylül ayında da Kaş dan Meis e geçtik ve bir gece geçirdik,tam sizin ve bizim yaşımızdakilerin keyfine uygun huzurlu ve sakin bir köy…İşte size MEİS yazım…Saygılar..

    http://binrota.com/PageDetail.aspx?PageID=33386

  3. tunayildirim
    19/08 2011

    Kaş benim çok sevdiğim bir yer.. Meis’e hep uzaktan bakıyordum, sayenizde sokak sokak dolaştık. Çok beğendim, 29 Ekim Cumhuriyet kutlamalarında gitmeyi planlamıştım, Meis’e mutlaka geçeriz artık. Teşekkürler..

  4. tunayildirim
    19/08 2011

    Midilli’ye biz de gitmek istiyoruz. Ada epey büyük.. Kaç gün kalmamızı önerirsiniz?.. Midilli’nin merkezinde mi kalmak lazım, yoksa adanın başka yerlerinde kalınacak yerler daha mı cazip olur sizce?
    Bu arada anılarınız çok güzel kaleme alınmış, çok aydınlatıcı, elinize sağlık..

  5. NEŞE SÖZMEN
    19/08 2011

    Biz biraz mevsim dışı gezmeyi seviyoruz,ortalık ucuz ve tenha oluyor,tabii servis de öyle…Midilli ye 15 haziran da gittik,tam karardı herşey,biz merkezde kaldık ve 2 gün şehri gezdik,kale ve müze vakit alıyor tabii…Daha sonra araba kiralayarak 3 gün keyfimizce dolaştık,Eressos da denize de girdik ama daha çok deniz değil de gezme-görme -yeme-içme tatiliydi diyebiliriz,kaldığımız yer ve lokantalar hakkında bilgi yazilarımda mevcut..Temmuz-ağustos hem kalabalık,hem sıcak,haziran-eylül çok güzel ve bir hafta tam yeterli…saygılarımla..